Kuvvetlenen dolar endeksi, kalıcı yüksek faiz ortamı, tırmanan petrol maliyetleri ve global resesyon kaygıları kıymetli metallerde iki aydır kesintisiz değer kaybına yol açıyor. Yıla tarihi rekorlarla giren ons altın, Orta Doğu jeopolitiği ve likidite ihtiyacı baskısıyla ekimde 3 bin 876 dolara çekilerek temmuzdan sonra ilk defa 4 bin dolar psikolojik sınırının altına indi.
Yıllık periyotta 4 bin 313 dolardan 5 bin 600 dolarlık zirveye tırmanan ons altın, ilk iki aydaki sırasıyla yüzde 12,4 ve yüzde 8,5’lik rallinin ardından yönünü sert aşağı çevirdi. ABD-İran gerilimiyle martta yaşanan yüzde 11,32’lik çöküş 2008 krizinden bu yana görülen en keskin aylık daralma oldu; ilk yarı kayıpları yüzde 7,1’i buldu. Yaz aylarındaki sınırlı toparlanmanın ardından eylüldeki yüzde 6,6 ve ekimdeki yüzde 6,8’lik kayıplar satıcılı seyrin devam ettiğini teyit etti.
Benzer negatif ayrışma beyaz metallerde de derinleşti. Ocakta 121,7 dolarlık tepe noktayı test eden gümüşün onsu, marttaki yüzde 19,9 ve hazirandaki yüzde 22’lik sert düzeltmelerin ardından ekimde yüzde 18,8 gerileyerek 49,1 dolara indi ve Kasım 2025’ten bu yana ilk defa 50 doların altını gördü. Platin ilk yarıyı yüzde 24,4, ekim sonunu 1434 dolarla tamamlarken; paladyum ekimde yüzde 19,1 düşerek Haziran 2025’ten bu yana ilk defa 1000 dolar eşiğinin altına indi.
Emtia piyasalarındaki makroekonomik baskıyı değerlendiren vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, tırmanan petrolün enflasyon beklentilerini şişirdiğini ve tahvil faizlerini yukarı çektiğini belirterek şu analizi yaptı:
“Enflasyon beklentileri artınca faizlerde yukarı yönlü seyir görüyoruz. Böyle olunca da dolar endeksinin güçlü kaldığı ve ekonomik büyümede de yavaşlama gibi iki tane sonucumuz ortaya çıkıyor. Dolar endeksinin güçleniyor olması ve ekonomik büyümedeki yavaşlama, nakit ihtiyacını ve faizlere yönelmeyi beraberinde getiriyor. Yatırımcıların şu anda risksiz getiriye yani faizlere doğru yönelerek piyasalarda risk alınabilecek enstrümanlardan uzaklaştığını görüyoruz. Altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli metaller de bu anlamda satış baskısına maruz kalıyor”
Merkez bankalarının rezerv alımlarına karşın kurumsal sermaye çıkışlarının altını baskıladığını belirten Ergezen, IMF ve Dünya Bankası kaynaklı büyüme revizyonlarının sanayi bağlantılı metalleri daha sert vurduğunu aktardı:
“Ekonomilerde büyüme yavaşlayacak veya önceki beklentilere göre daha düşük olacak. Bunun sonucunda da talep tarafında yavaşlama bekleniyor. Gümüş de altına göre daha fazla endüstriyel alanda kullanıldığı için gümüş talebinde de yavaşlama bekleniyor. Dolayısıyla burada gümüş fiyatlarında da düşüşün altına göre daha fazla olduğunu görüyoruz. Tam tersi burada eğer savaş sonlarında petrol fiyatları gerilerse gümüşün bu sefer altına göre daha güçlü yukarı yönlü performans gösterdiğini görebiliriz. Küresel büyümedeki yavaşlama endişeleri, platin ve paladyumda çok daha etkili oluyor”
Elektrikli araç dönüşümünün platin grubu metallere talebi zayıflattığını ve arz fazlasının fiyatları aşağı çektiğini kaydeden Ergezen, mevcut makro dinamikler çözülmeden genel bir yükseliş trendi beklemediğini ifade etti:
“Bir miktar daha buradaki görüntünün olumsuz olduğunu söylememiz mümkün. Savaş biterse bir miktar yukarı yönlü tepki olacaktır ancak savaş bitse bile bir yükseliş trendi oluşmasını şimdilik beklemiyorum”
